Saç Ekiminde Saç Yoğunluğunun Önemi

Saç Yoğunluğu ve Saç Ekimindeki Önemi

“Hair Density” veya “Saç Densitesi” olarak da bilinen saç yoğunluğu, saç ekiminde başarıyı etkileyen faktörlerin başında gelir. Saç ekiminin ne zaman yapılması gerektiğine, saç ekimi operasyonunun başarılı sonuç verip vermeyeceğine, hangi alanlara saç ekimi yapılması gerektiğine karar verirken saç yoğunluğu kavramından faydalanılır. Peki saç yoğunluğu nedir?

Saç Yoğunluğu Nedir?

Yoğunluk bilindiği üzere bir birim hacim içerisindeki kütlenin miktarıdır. Buradan yola çıkarak saç yoğunluğu kavramına bakarsak, saç yoğunluğu, saçlı bölgede cm² başına düşen her bir saç kökünün sayısı/miktarıdır.

Yetişkin bir insanda saç yoğunluğu çeşitli faktörlere göre değişmekle birlikte ortalama cm² başına 200 ile 600 saç teli düşmektedir. Buna yetişkin bireylerde ortalama saç yoğunluğu diyebiliriz. 

Saç yoğunluğunu etkileyen birçok farklı faktör bulunmaktadır. Bunlar doğumla birlikte bizimle gelen özelliklerimizden olan saç rengi, saç teli yapısı olabildiği gibi sonradan gelişen bir takım etkiler de saç yoğunluğunu değiştirebilmektedir. Yaşa, cinsiyete, ırka, ya da genetik yapıya göre değişiklik göstermektedir.

Saç yoğunluğu, saç dökülmesi seviyesinin ve hızının net olarak belirlenmesinde ve  saç ekimi operasyonu öncesinde saç ekimi planlamasında çok etkili ve önemlidir. Saç ile ilgili uygulanacak tedavilerin öncesinde yoğunluğunun hesaplanması oldukça önemlidir.

Saç Yoğunluğu Hesaplama

Eski dönemlerde el ile muayene, mezure ve cetvel benzeri aletler ve tek tek sayılan saç kökleri ile saç yoğunluğu hesaplama yapılırken, günümüzde bilgisayarlı robotlar ve özel medikal cihazlar yardımıyla kontrol edilebilmekte ve saç yoğunluğu hızlı bir şekilde hesaplanabilmektedir. Saç yoğunluğu hesaplama  için cm² başına düşen saç teli sayınızın öğrenilmesi gerekmektedir.

Saç yoğunluğu hesaplama, santimetrekare başına düşen saç kökünün hesaplanmasıyla ortaya çıkar.

Doğumla birlikte gelişen gelişen saç kökleri, genç bir bireyde santimetrekare başına ortalama 1000 adettir.Yaş ilerledikçe bu sayı santimetrekare başına 600’e kadar düşebilmektedir. 30’lu yaşlarda ise bir kişinin saç yoğunluğunun 200 ile 600 saç teli arasında olması, normal sayılmaktadır.

Saç Yoğunluğu Saç Ekimini Nasıl Etkiler?

Saç ekimi merkezlerinde operasyon öncesi yapılan muayenede hesaplanan saç yoğunluğu, saç ekimi operasyonunu doğrudan etkileyen bir özelliktir. Peki nasıl etkiler?

  • Teknik olarak her yaş grubuna yapılabilecek olan saç ekiminde, saç yoğunluğunun belirli bir oranda azalması beklenir. Saç dökülmesinin büyük oranda tamamlanmasıyla birlikte, saçın yoğunluğu belirli bir seviyenin altına iner. Bu sayede saç dökülmesi devam ederken ekim yapılmadığı için, ortaya çıkabilecek kötü görüntünün de önüne geçilir. Çünkü, saç dökülmesi devam ederken saç ekimi yapılırsa, bu süreç içerisinde dökülme devam ettiği için kötü bir görünüm ortaya çıkacaktır. Bu yüzden saç yoğunluğunun hesaplanması, saç ekiminin yapılacağı tarihi de doğrudan etkiler.
  • Saç ekimi operasyonlarına donör bölgenin etkisi, başarıyı etkileyen bir diğer saç yoğunluğu unsurudur. Saç ekimi operasyonları, genetik olarak daha az dökülen ense bölgesinden alınan saçlar kökleri ile yapılmaktadır. Ense bölgesinde saç köklerinin yoğunluğunun az olması saç ekim operasyonlarının başarısını olumsuz etkileyebilmektedir. Saç ekiminin her kişide aynı başarıyı göstermemesinin temel nedeni donör bölgedeki saç yoğunluğudur. Donör bölgedeki saç miktarı az olan kişilere yapılan saç ekimi, doğal olarak beklenen sonucu vermeyebilir. Bu gibi durumlar kişinin beklentilerinin ve olanakların doğru olarak belirlenmesiyle ortadan kalkar. Saç ekimi operasyonu öncesi yapılacak olan muayenede, donör bölgedeki saçın yoğunluğu hesaplanır ve açıklık olan alanda ihtiyaç duyulan saç kökü sayısı belirlenir. Hemen arkasından saç ekimi planlaması yapılır.
  • Saç planlanması donör bölgeden alınabilecek maksimum miktardaki saç kökünün, açıklık olan alana nasıl dağıtılacağının karar verilmesidir. Saç yoğunluğunun hesaplanması ve saç ekimi planlanması yapıldıktan sonra kişinin operasyon sonrasında ortalama olarak nasıl bir görüntüye sahip olabileceği belirlenmiş olur.
  • Saçların yoğunluğunu etkileyen en temel faktör, genetik yapıdır.
  • Doğumla birlikte gelen özelliklere göre saçın yoğunluk seviyesi değişebilmektedir. Yapılan araştırmalara göre, kızıl saçlı kişilerin sarışınlara göre daha seyrek saç yoğunluğuna sahip olduğu anlaşılmıştır.
  • Saç yoğunluğunu etkileyen diğer bir etmen ise cinsiyettir. Hormonsal farklılıklar doğuştan itibaren olmasa da ilerleyen zamanlarda saç yoğunluğuna etki etmektedir. Saç dökülmesi ve yoğunluğunun azalması erkeklerde daha fazla görülmektedir. Erkeklik hormonu olan androjenin iki ayrı tipi erkeklerde saç dökülmesinin daha fazla ortaya çıkmasına sebep oluyor. Androjen hormonlarından olan testosteron ve dihidrotestosteron, saç köklerinde bulunan androjen reseptörlerinin tıkanmasına sebep olabiliyor. Saç köklerini küçülmesine sebep olan bu durum, erkeklerde baş bölgesinde saç tellerinin gün geçtikçe incelmesine ve zayıflamasına sebep oluyor.
  • Yoğunluğun gözle görülür seviyede azalması, psikolojik ve sosyal olarak kişileri etkileyen bir durumdur. Saç dökülmesinin çevresel etkileri de söz konusudur. Aşısı stres, kötü beslenme, çeşitli hastalıklar saç yoğunluğunun azalmasına etki eden diğer faktörler arasındadır.
  • Saçın yoğunluğunu etkileyen bir diğer genetik faktör ise ırktır. Saçların yoğunluğu ırksal özelliklere göre de değişiklik göstermektedir. Saç tipleri 3’e ayrılır:
    1. Düz bir yapıda olan “Asyalı Saç Tipi”,
    2. Dalgalı ve kıvırcık saçların yoğun olduğu “Afro-Karabiyen Saç Tipi”
    3. Her iki saç tipinin özelliklerinin karışımından meydana gelmiş olan “Kafkasyalı Saç Tipidir”.

    Saçının yoğunluğu en az olan ırk düşünülenin aksine “afro-karabiyen”dır. Genellikle kıvırcık ve siyah renkli olan bu saç tipi, 50 bin ile 100 bin saç teli barındırmaktadır. Kafkasyalı saç tipi ise, saç yoğunluğunun en fazla olduğu saç tipidir. Genel ortalamaya göre bu saç tipi ortalama 150 bin saç teli barındırmaktadır.